• BIST 75.727
  • Altın 129,876
  • Dolar 3,4745
  • Euro 3,6641
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 8 °C

Freud ve Psikanalitik Terapiye Dair

BETÜL ZENCİROĞLU

         FREUD VE PSİKANALİTİK TERAPİYE DAİR

Modernitenin farkına varmadan meydana getirdiği fikir ikliminin adıdır Freud. Modernite ile bilimde, teknolojide, sanayide mucizeler gerçekleşirken dinde, politikada, sanatta ise müthiş bir özgürlük başkaldırmıştı. İnsanın artık sadece kendi özgürlüğünün, hazlarının peşinden koştuğu dönemin “boş”luğuna doğmuştu Freud. İnsanları dinlediğinde; kendi yaşantılarını toplumun diliyle, ebeveynlerden öğrendikleri sözcüklerle tarif ettiğini fark etti. Psikanalitik terapilerle birlikte kelimeler serbestçe dolaştı duygu dünyalarında. Sonra insanların hikâyelerinde nedeni anlaşılamayan boşluklar olduğu fark edildi. Freud, bu boşluklarda unutulan yaşantıların olduğunu ve hatta bu yaşantıların sözcüklerle ifade edilenden çok daha farklı olduğunu anlamıştı. Ona göre normal dışı davranışların kaynağı, çözüme ulaşmamış bilinçaltındaki çelişkilerdi. İnsanlar yeterince derine inip, bilinçaltına itilen yaşantıları gün yüzüne çıkarırsa her şey farklı olacaktı. Böylece bilinçdışı, bilinçaltı gibi mefhumlar da kavram haritamıza girmiş oldu. Freud, insanın kendi hikâyesini anlatarak, kendini daha iyi tanıyacağını öne sürüyordu. Bugünlerde sıkça kullanılan “kendi benliğini bilmek, tanımak” gibi tamlamalar tam da Freud’dan miras kalan düşüncelerdi.

PSİKANALİTİK TERAPİ NASIL GERÇEKLEŞİR?

Psikoterapi “iyileşmek, iyileştirmek” anlamına gelir. Psikanalitik terapiye göre ise “ruhu iyileştirmek” bilinçaltını iyileştirmekle oluyor. Terapinin amacı ise kişinin özerkliğini sağlayarak, kendi hayatını kendi geliştirebildiği normlara göre yaşayabilmesidir.

Psikanalitik terapistin en önemli görevi bilinçaltındaki çelişkileri bilinç düzeyine çıkarmak ve o çelişkileri danışanın da farkına varmasını sağlamaktır. Klasik psikanaliz yönteminde terapiler haftada üç veya altı kere olmak üzere birkaç yıl sürer. Bu yöntemde terapist 50-60 dakikalık seanslarda danışanını bir divana yatırır ve kendisi de danışanının onu göremeyeceği şekilde baş ucuna oturur. Ve danışanından engellenmeden aklına gelenleri söylemesi istenir. “Serbest çağrışım” yöntemiyle, burada amaçlanan bir düşüncenin başka düşünceyi uyandırarak çağrışımlar yapmasıdır. Psikanalist, serbest çağrışımın bireyin bilinç altındaki çelişkilere ulaşmanın en yetkin yol olduğuna inanır. Terapinin başlarında danışan kolay kolay kendini açmaz hatta direnir. Bu direnişler danışanın savunma mekanizmalarıdır. Terapi ilerledikçe direnişler azalacak ve terapistle aralarında güven duygusu oluşacaktır. Böylece “serbest çağrışım” yapması da kolaylaşır. Konuşmanın çoğunu danışan sürdürür fakat terapist de söylenenleri sürekli yorumlar. Bu yorumlar da (interpretations) Psikanalitik terapinin önemli araçlarındandır.  Terapist yorumlamalarını, Freud’un cinsellik ve saldırganlığın önemli bir yer tuttuğu kişilik anlayışı ile yapar.

PSİKANALİTİK TERAPİ UYGULAMALARI DEVAM EDİYOR MU?

Klasik psikanaliz, Freud’un ilkelerini yakından takip eden terapistlerin terapi biçimidir. Bu gün kendine psikanalist diyen; fakat klasik Psikanalitik terapiyi kullanmayan terapistler mevcut. Terapilerini, 3-6 defa yerine birkaç defadan fazla gerçekleştirmezler. Çok daha kısa süreli psikoterapi uygularlar. Bunlar yalnız geçmişe değil danışanının içinde bulunduğu ortama, gelecek hakkındaki düşüncelerine de önem verirler. Serbest çağrışım ilkelerinden başka teknikler de kullanırlar. Kısaca daha eklektik bir yaklaşımları vardır.

SONSÖZ:

Bandura, birkaç yıl boyunca haftada üç veya altı kez gelerek gerçekleşen bu terapinin hastaya büyük bir servete mal olduğunu ve sadece zenginlerin bu tedaviye girebileceğini söyleyerek Psikanalitik terapiyi eleştirir. Bugün hala bazı araştırmacılar, kendilerinin yaptığı araştırmalarda; bilinen ruhsal hastalıkların tedavisinde terapi görenlerle görmeyenler arasında bir fark olmadığını öne sürmüştür. Psikanalitik terapinin yararlı olup olmadığı hala güncelliğini koruyan bir tartışma konusudur. Bu konudaki deneysel araştırmalar devam ediyor. Ama bu yöntemin bir uzantısı olan benlik(self) psikolojisinin, çağımızın yaygın ruhsal sorunu haline gelen “Benlik Bozuklukları”nda bize yepyeni bir çığır açtığını söyleyebiliriz.

 Betül ZENCİROĞLU

KAYNAKÇA VE PSİKANALİTİK TERAPİYE DAİR KİTAP ÖNERİLERİ

1.Doğan CÜCELOĞLU, İnsan ve davranışı

2.FREUD, Psikanalizim üzerine

3. Kemal SAYAR, Terapi

                                                       

      

                                                         

 

 

 

Bu yazı toplam 696 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Dergi PDR | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.