• BIST 75.727
  • Altın 129,876
  • Dolar 3,4745
  • Euro 3,6641
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 8 °C

Neden Yüksek Lisans Yapmalıyız?

BERK ÇEŞMELİ

NEDEN YÜKSEK LİSANS YAPMALIYIZ?

Özet

Sevgili,

Okur sever arkadaşım, öğretmenim, psikolojik danışmanım ve toplumun sana biçmediği ve senin doğanda olan sıfatını hatırlatmak isterim “Sevgili İnsanoğlu”

Cümlelerime lirik bir şekilde girmiş olmam zaman ayırdığın bu sayfaların lirik olacağı anlamına gelmiyor. Belki de geliyordur. Aynı hayatın sana sundukları gibi yani. Doğanın gün içinde sana dört mevsimi yaşatması gibi. Merak etme sevgili arkadaşım, eğer şimdiden sıkmışsam bile seni biraz daha durup beni dinlemeni isterim çünkü yarım bırakılan filmler, kitaplar ve bunun gibi şeyler unutkanlık yapıyor haberin olsun. Sana, bu cümlelerimi dinle diye kelepçe vurmak niyetinde olmadığım için hemen giriyorum esas merak ettiğin konuya.

Aslında her kimsen sevgili okur sever sana, seni anlatacağımı bildiğini unutmadan bu satırları okumanı istiyorum.

Üniversitenin ilk senesiydi hatırlıyorum. Heyecanlı böyle herkes birbirini gözlemliyor. Kimi kayıt sırasında tanışmış kimisi yakın illerden bazısı da memleket sevdasından yan yana. Demem o ki herkes bir şekilde düzenini yavaş yavaş kurmaya başlamıştı. “Psikolojiye Giriş” diye alanımızın ilk ve temel derslerinden birinde hocamız sormuştu. “Buraya neden geldiniz?” Çoğu Hukuk tutmadı onun için PDR’ ye geldim dedi. Çoğunluktan geriye kalanın çoğunluğu ise kolay atanıyor ve kolay geçiliyor diye geldim dedi. Diğer kalan azınlık ise bu bölüm için gidilebilecek en son yere kadar gideceğim diye geldim dedi. Daha sonra bir soru daha geldi. “Kaç kişi üniversitede kalmak istiyor?” Sınıfın yarısından fazlası parmağını kaldırmıştı ve bütün arkadaşlarımı dinliyordum. O günün sonunda dedim ki içimden hepsi günü gelince KPSS derdine düşüp atanmayı isteyecek diye. Aradan neredeyse 4 yıl geçecek bu eylülde ve aynı hocamız bu kez “Psikolojik Danışma Uygulamaları” dersinde bu soruyu soracak olsa kimsenin üniversitede kalmaya niyetli olmadığını görmüş olacağım. O parmakların hepsinin kalkmasını isterim ama koskoca sınıfta bir elin beş parmağını geçmeyecek kadar kişi bu soruya el kaldırmayacak. Beni merak ediyorsanız bende üniversite kalmaya niyetli değilim. Ancak üniversite harika bir şey be arkadaşlar.

Her insanın hayatta hedefleri vardır eminim. Bu bölüme yeni gelecek arkadaşlarımızın da bölümden bu sene mezun olan arkadaşlarımızın da. Hepsinin başarılı olmasını istiyorum doğrusu. Ancak bazen gittiğimiz yerlerde aldığımız eğitimlerde imreniyoruz doğrusu “Adama bak yahu” “Neler Yapmış” “Aynı bölümü bitirmişiz bir de” gibi şaşırdığımız anlar oluyor. Şaşırmak diyoruz işte biz buna ve o insanları gözümüzde çok büyütüyoruz aslında. Onların o kadar senin gözünde büyük görünmesinin sebebi senin onlara yanlış yerden ya da yanlış açıyla bakman. Hiç küçükken gölgenize basmaya çalıştınız mı? Bazen gölgeniz büyürdü bazen küçülürdü. Aslında bu durduğunuz yerden kaynaklanırdı. Işık aynı ışık ama yandaki arkadaşınızla sizin gölgeniz eşit büyüklükte olmazdı. İşte bulunduğunuz konumda aynen öyle. [ Aklıma gelmişken bunu bir dip not olarak kabul edin ve lütfen okuyun. Büyük, küçük kavramlarını yeniden gözden geçirmenizi sağlayacaktır çünkü. –Wilhelm Reich Dinle Küçük Adam ]

Bundan sonra ne yapacaksınız peki? Bunu hiç düşündüğünüz oldu mu? Benim her günüm neredeyse bunu düşünmekle geçiyor. Neden mi? Çünkü yapacak çok şeyimiz var. Neden sürekli önü kapatılmaya çalışılan bir bölüm olduğumuzu hala anlamadınız mı yoksa? Bir gün sadece oturup bu bölüm sonunda neler yapabilirim diye düşünün cevabı elbet bulacaksınız. Cevabı benden beklediğini biliyorum sevgili arkadaşım ancak bu cevap senin içinde zaten var.

Birkaç gün önce internette dolaşırken “Uluslararası Düzeyde Oyun Terapisi Eğitimi” adında bir eğitime rastladım. İçeriğini inceledim. Harika bir eğitim programı var ve eğitimin ücreti de çok sağlam. -Bunun gibi çok sayıda eğitim ile karşılaşacağımız bugünlerden sonra alışagelmiş bir durum olarak çıkacak karşımıza.- Benim dikkatimi çeken ise eğitimcinin bilgileriydi.   “Bir Başka Bölüm Uzmanı” Hadi karşınıza çok çıkan bir örnekle devam edelim. Bulunduğunuz bölümdeki araştırma görevlilerini ve üniversitenizde PDR bölümünde yüksek lisans yapan bireylerin mezun olduğu bölümlerin neler olduğunu öğrenelim. Bir kaçı ben sıralayayım [Sınıf Öğretmenliği, İngilizce Öğretmenliği, BÖTE, İlahiyat vs. ] PDR’ yi atlamışım. Kusuruma bakmayın o kadar az ki bölümümüzde yüksek lisans yapan kişi sayımız bu yüzden atlamış olabilirim.

Geldiğimiz noktayı görebiliyorsun değil mi sevgili arkadaşım. Başkaları bu kadar çok kolay yapabiliyorsa sen neden yapmayasın. Korkma demeyeceğim sana çünkü korkmadığını biliyorum sadece içinde cesaret yok. Birazcık da kolaya kaçmak diyelim biz buna.

Dünya değişiyor arkadaşım. Dünya yok oluyor. Kimse sahip çıkmıyor kendi bölgesine. Neredeyse yüzyıllardan beri Dünya’yı yok eden insanlar şimdi kendilerini yok etmeye başladılar. Sen kendi bölgene sahip çık. Sen alanını yok etme.

Bunları bir köprü gibi düşün arkadaşım. Sen, ben ve biz köprüyü ayakta tutan bir halat gibiyiz. O halatlar küçük küçük parçacıklardan oluşup kalınlaşıyor. Biz birlikte durmazsak biz kendi alanımıza sahip çıkmazsak bu köprüyü biz yıkarız.

Anahtar Kelimeler: Sevgi, bakış açısı, irade, güç, saygı, aidiyet

 

                                                                                                                      BERK ÇEŞMELİ

                                                                                              Psikolojik Danışman Adayı ve

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Öğrencisi

Bu yazı toplam 3161 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Dergi PDR | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.