• BIST 75.411
  • Altın 129,147
  • Dolar 3,4233
  • Euro 3,6703
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 2 °C

Onlar için Bir Şeyler Yap!

OKAN USLU

ONLAR İÇİN BİR ŞEYLER YAP!

Düşün! Sadece düşün. Günün birinde ömrün boyunca görmeye değer görmediğin şeyleri bile özleyebileceğini düşün. Bir gün uyanıp, şimdi oraya kadar kim yürüyecek diyerek arabana sığındığın o yolları yürümek istediğini düşün. En sevdiğin sesi duymak istediğini, sevgilinin elini tutmayı çok istediğini düşün. Peki ya bunların hiçbirini yapamadığını düşün. Asıl önemli olan nokta burası.

Peki, bu durumda sen olsan ne yapardın? Her gün bu soruya çeşitli cevaplar üretmeye çalışan, çoğu zaman hiçbir cevap ve çözüm yolu bulamadan hayata bir ağacın yaprağı gibi tutunmaya çalışan dünya üzerinde 1 milyarı, Türkiye’de ise 8.5 milyonu aşkın insan olduğunu düşün. Bu durumda sen neler yapıyorsun?

Bu insanlar yıllar boyu sakat, özürlü, deli, kör, topal, sağır diye yaftalandı durdu. Evet sevgili okuyucu, yıllar boyu isim hanelerine binlerce sıfat eklendi. İsimlerini görmezden gelip sıfatlarıyla seslendik. Belki bizde bilmeden ya da bilerek onların hayata 1-0 yenik başlamasına neden olduk.

Engelli kişiler, BM Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi’nde; “ Çeşitli engellerle karşılaşmaları halinde diğerleriyle eşit bir şekilde topluma tam ve etkili şekilde katılmalarını engelleyen uzun süreli fiziksel, zihinsel, ruhsal ve duyusal sakatlığı olan kişiler olarak açıklanmaktadır. Genel olarak baktığımızda engel grupları ise; zihinsel, görme, işitme ve konuşma, ortopedik ve süreğen engelliler olarak 5’e ayrılmaktadır.

Engellik durumu genetik sebepler, akraba evliliği, annenin hamilelik süresince alkol, ilaç kullanımı ve aşırı stres altında kalması gibi sebeplerle oluşabileceği gibi kazalar, doğal afetler gibi sebeplerle de oluşabilmektedir. Ancak sizce de bundan daha büyük bir sebep yok mu sevgili okuyucu?

Biz en büyük sebep değil miyiz? Önüne engelleri koyup, sonra da bu engelleri aşamayan insanlara engelli demiyor muyuz? İşte tüm mesele bu. Sokağa çıkmak istediği ilk anda daha merdivenleri bulan, merdiven engelini aştığında karşısına engelli rampası olmayan bir sokak kapısı çıkan bir birey evden çıkmak için bu kadar engelle karşılaşıyor. Sağlık hizmetlerinden yararlanmak istediğinde, sokağa çıkmak istediğinde, geçimini sağlayacak bir iş istediğinde…

Görme engelliler için yapılan yollara araçları park ediyoruz. Yolun önüne elektrik direkleri, ağaçlar dikiyoruz. Tekerlekli sandalyeler için rampalar yapmıyoruz. Her yerde rampalar var deme sakın sevgili okuyucu. Bizzat bu konuda tecrübe etmiş birisi olarak ne yazık ki ülkemizde yapılan engelli rampaları ya çok dar ya da bırakın tek başına bir engellinin çıkabilmesini iki kişinin desteğiyle bile çıkılabilmesi güç şekilde eğimli durumda.

Düşün sevgili okuyucu. Kızını tekerlekli sandalyesi ile otobüse bindirip onun biraz olsun mutlu olması için çabalayan bir anneyi düşün. Ve de engelliler için ayrılan alanı engelsiz bireyler doldurduğu için o otobüse binemeyen kızı düşün. Kurgu olmasını isterdim ancak olan şeyler sevgili okuyucu.

Hayatı boyunca her alanda bizim ürettiğimiz engellerle karşılaşan, yine de tüm bunlara rağmen günlük hayata dâhil olmaya çabalayan engelliler acıma, yadsıma, ayrımcı davranışlarla karşılaşmaktadır. Bu davranışlar sebebiyle kendini ikinci sınıf vatandaş, toplum içinde tanınmayan, önemsenmeyen bir birey olarak hisseden birey kendini farklı ve değersiz hissetmektedir. Bizim yarattığımız tüm engeller sebebiyle 8.5 milyon insan, kapalı mekânlara, üretken olmayan ve değer yaratmayan hayatlara mahkûm bırakılmıştır.

Evet sevgili okuyucu.  Engellileri sana anlatmaya çalıştım. Ancak ne onlar sadece engelli yaftasıyla anlatılabilecek kadar sıradan ne de birkaç punto yazıya sığacak kadar küçük hayatlar yaşıyor. Yazı başında sormuştum. Sen bu durumlarda neler yapıyorsun? Eğer sende bir engel dahi koyuyorsan önlerine o zaman şimdi bunu düşün: Sen bu durumda olsan ne yapardın? Sen bu durumda olan biri için neler yapardın?

Yüzlerine acıma duygusu ile bakmak yerine gülümseyebilirsin mesela. Onları aşağı görüp dışlamaktansa arkadaşın olarak kabul edebilirsin. Evinin önüne gerçek anlamda bir engelli rampası yapabilirsin. Engelli yollarını kullanan arabaları, uygunsuz yol yapan belediyeleri uyarabilirsin. Onlarla iletişim kurmaktan çekinmeyebilirsin mesela. Yapılabilecek çok şey var sevgili okuyucu. Yüzünü çevirip gitmekte senin elinde yardımcı olmakta. Ama şunu da asla unutma. Her birey bir engelli adayıdır. En büyük engel ise sevgisizliktir.

Âşık Veysel Şatıroğlu tüm engeline rağmen büyük bir halk ozanı olmuş, Edison işitme engeline rağmen ampulü bulmuş, Beethoven bugün bile etkisini gösteren müzik eserlerine imza atmış, Stephen Hawking engeline rağmen astrofizik alanına adını altın harflerle yazdırmıştır. Gördün işte  onlar için asıl engel biziz sevgili okuyucu. Hadi şimdi bu yazıyı kapat ve onlar için bir şeyler yap.  

HAYATI PAYLAŞMAK İÇİN ENGEL YOK.                                                                                                                                                                                                                   

                                                                                                                                        Okan Uslu                                                                                                                                          Ondokuz Mayıs Üniversitesi        

Bu yazı toplam 1043 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Dergi PDR | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.