• BIST 75.727
  • Altın 129,876
  • Dolar 3,4745
  • Euro 3,6641
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 8 °C

Suçluluk Duygusunu Yenmek

BİLGE NUR YURDAKUL
SUÇLULUK PSİKOLOJİSİ Bu yazım da size terk edilmeyle baş etme yöntemlerinden bahsedeceğim. Küçük bir kız çocuğuyken tanışmıştım istenmeme hissiyle, sevdiğiniz kişinin başka bir yaşamı tercih etmesiyle. O zamandan beri her şeyin farkındaydım fakat bunu dile getirmek ve anlamlandırmak konusunda yetersizdim. Bir keresinde tepkimi belli etmek için, sen gelene kadar kapıda bekleyeceğim demiştim, altımı ıslatana kadar oturmuştum. Ne gelen vardı ne giden. Annem gelip kaldırmıştı, ---- -hadi gel içeriye üşüdün bak -, demişti. Bundan sonraki yaşamım boyunca da kaldıracaktı beni, hep daha yukarıya, çünkü hayat yaşamaya değerdi, öylece oturup gelmesini bekleyemezdiniz birinin, gidenler arkalarındakini düşünmezler, sadece düşünür gibi yaparlar. Terk edilme duygum küçük yaşlarda oluşmuştu, buna eşlik eden yalnız kalma korkusu, sonra ortaya çıkan histriyonik kişilik bozukluğu... İlk erkek rol modelim tarafından yalnız bırakılmak, onunla geçirilmek istenilen vakitlerin boş geçmesi, herhangi saçma sapan bir anınızı onunla paylaşma isteğinizin boş çıkması, yerini hep kocaman bir duygusal boşluğa bırakmıştı. Bu süreçte kızımız, baba figüründen alamadığı hisleri, erkek arkadaşlarda aramaya başlamıştı. Onlara, olması gerekenden fazla yükler ve beklentiler yüklemiş, üstesinden gelemeyecekleri davranışlar sergilemelerini istemişti. Bu durum karşısında hepsi aynı tepkiyi vererek, arkalarına bakmadan kaçmışlardı. Cinsiyet ayrımı yapmadan söyleyebilirim ki, yanlış insanlara yanlış vizyonlar yüklemek saplantılı bir düşünce sistemidir ve terk edilmeye sonuçlanır. Aldığım hipnoz ve psikoterapi süreçlerinden önce, babamın başka bir hayatı seçmesinin, annemin mutsuzluğunun, kardeşimin yalnız kalmasının veya erkek arkadaşlarımın beni terk etmesinin tek nedeni olarak kendimi görüyor ve karşı konulmaz bir suçluluk psikolojisiyle yaşıyordum. Zorlu ameliyat süreçlerim olmuştu, uslu bir bebek sayılmazdım, hırçın olduğumu söyleyebilirim. Bunların beni suçlu yaptığına inanıyordum. (‘’Ebeveynler ne kadar hatalı olursa olsun, çocuk onlara karşı koşulsuz bir kabul sunar ve sürekli kendini suçlar’’. Oyun terapisinden öğrendiğim bir anekdot.) Hatta bir gün ebeveynlerimin oluşturduğu kaos ortamında, okların bana çevrilerek -senin yüzünden kavga ediyoruz- cümlesi benim intihar teşebbüsümle sonuçlanmıştı. Dediğim gibi sağlıklı bir düşünce sistemim yoktu. Sabahtan akşama kadar balık tutardım, balığın, bilinç altındaki karşılığı suçluluk duygusuydu, bu süreci anlamak için 22 yaşına gelip psikolojik danışmanlık bölümünü okumam gerekti. Sonra ne mi oldu? Sonra büyüdüm kocaman bir kız oldum. Kendimi tanımaya başlıyorum, evreni tanıyorum, doğayı tanıyorum, terk edilmeyle veya a,b,c konularıyla baş etme yöntemlerini buluyorum. Öncelikle her terk ediliş, kişiye duyduğunuz hisle doğru orantılı olarak her seferinde çok acıtıyor, bunun bir ilacı yok. Ama alışıyorsunuz, yaşamınızdan 1 kişi eksildiğinde yerine 3-4-5 kişi alabileceğinizi öğreniyorsunuz ve ertesi güne güzel bir gülümsemeyle uyanabiliyorsunuz.- ‘’Lalalala life is wonderful’’ -şarkısını dinleyerek kahvaltınızı yapabiliyorsunuz, arabanıza atlayıp müziğin sesini son ses açıp şarkıya eşlik edebiliyorsunuz, doya doya yaşamanız gerekiyor. Olaylara alışageldikçe yüklerinizden arınıyor ve hayatı bir yap-boz tahtası gibi görüyorsunuz. Herhangi bir lego ortadan kaybolduğunda, hemen orada, o anda kendinize yeni bir tane oluşturabiliyorsunuz. Yeni ufuklar, yeni hayatlar... Ve en önemlisi de, kendinizi suçlu hissetmiyorsunuz, olması gerekenler olmuştur ve olmaya da devam edecektir. Hepsi bu! //Bilge Nur YURDAKUL  
Bu yazı toplam 666 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Dergi PDR | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.