Doğal Tedavi Yöntemleri: ATLA TERAPİ (Hippoterapi)

BİLGE NUR YURDAKUL

DOĞAL TEDAVİ YÖNTEMLERİ: ATLA TERAPİ (Hippoterapi)

At ile insan ilişkisi neredeyse dünyanın varoluş yıllarına kadar dayanır. Eski Yunanca’da “hippos” “at” demektir. Destanlara konu olmuş hikâyeleri her birimiz dinlemişizdir. Şehirde dünyaya geldiği için at ile yüz yüze gelmemiş bir çocuk, atın asil ve dingin enerjisini ta uzaklardan alabilir. At ile olan ilişkimiz; gelmiş ve geçmişimizi ayakta tutan tarihimizin bir parçasıdır. Peki nedir atları bu denli şifalı kılan, günümüzde fizyolojik ve psikolojik rahatsızlıkların tedavisinde rahatça kullanmaya başlamamıza neden olan? Biraz bunlardan bahsedelim. Aslında, at ve insan ilişkisi hep oradaydı. Sadece bir süre, hızlı ve çarpık modernleşme sonucu, çoğu doğal şifa kaynaklarımızı görmezden gelmeye başladığımız gibi, atları da bir kenara koyuvermiş olabiliriz. M.Ö. 400'lü yıllarda Hipokrat, 'Doğal Egzersizler' başlıklı yazısında bu konudan bahsetmiş ve Fransız Tissot'ysa 1780'de yazdığı 'Medikal ve Cerrahi Jimnastik' adlı eserinde, at binmenin en faydalı yürüyüş şekli olduğunu yazmıştır, 1969’da Kraliyet ailesinin desteği ile “İngiltere Engelliler Binicilik Federasyonu” kuruldu. Amerika’da ise “Kuzey Amerika Engelliler Binicilik Federasyonu kuruldu”(NARHA). Neyse ki çok uzun sürmeden bizde ülkece yeniden keşfettik ve hayatımıza bir şifa kaynağı olarak geri kazandırmaya başladık.

Atla terapinin işlevselliğinden bahsedecek olursam; denge, güç, postur ve yürüme sorunlarının yanı sıra Otizm, MS, Down Sendromu, inme, öğrenme bozuklukları, işitme ve görme engelliler ile psikolojik bozukluklara sahip hastalarda gözle görülür bir iyileşme sağladığı yapılan araştırmalarca kanıtlanmıştır. Öncelikle kişi, ani tepkiler vermemesi gerektiğini, kendisine ve ona eşlik eden bu canlıya güvenmeyi, onunla empati kurmayı, ata hükmetmenin ona büyük bir sorumluluk ve özgüven verdiğini öğrenir ve en önemlisi öğrenirken her aşamayı hisseder.

(''Çağın Ergun 10 yaşında... Zeki, sıcakkanlı ve kıpır kıpır bir çocuk. Ancak onun hareketlerini kısıtlayan bir rahatsızlığı var. Nedeni belirlenemeyen bir şekilde ellerinde ve ayaklarındaki sinir uçlarında güçsüzlük yasıyor. Dolayısıyla içe basıyor, ayaklarını ve ellerini istediği gibi hareket ettiremiyor, tuttuğu şeyleri kavrayamıyor. Onun bu rahatsızlıktan kurtulması için bol bol yüzmesi ve fizik tedavi egzersizlerini hiç aksatmadan yapması gerekiyor.

Ancak Cağın fizik tedaviyi hiç sevmiyor. Babası Gazi Ergun bunun üzerine farklı bir yol aradıklarını ve sonunda atla terapi yöntemini bulduklarını soyluyor: "Su anda besinci dersi ve çok iyi gidiyor. 

Yapması gereken bütün egzersizleri atin üzerinde hiç sıkılmadan yapıyor. Kendine güveni arttı. Yüzmeye de gidiyor. Ayaklarında az da olsa bir oynama başladı. Hic kaldıramazdı ayaklarını. Bu da büyük basari.''), (Atlarla tedavi, 2008)

Ülkemizde şuan aktif olarak, sosyo-ekonomik düzeyi düşük ailelerin ücretsiz yararlanabileceği, gelişme çağındaki engelli çocuklarımıza yönelik projeler vardır. Göllü Binicilik ve Türkiye Jokey Kulübü Atla Terapi Merkezi bunların başında gelmektedir. Türkiye Jokey Kulubü Atla Terapi Merkezinden; ''Tedavisine fizyoterapist raporuyla izin verilen tüm engelli çocuklar ücretsiz olarak yararlanabilecek.'' açıklaması gelmiştir.

Sevgili meslektaşlarım, sonuç olarak Hippoterapi sayesinde fizyolojik, psikolojik, sosyolojik ve zihinsel yönden büyük kazanımlar elde edebilir, danışanlarımızın at ile terapotik bir ilişki kurmasını sağlayarak zihinsel haritalarındaki öz-disiplin, öz-saygı, öz-güven vb konulardaki değişimi başlatabiliriz..

Bilge Nur YURDAKUL

 

KAYNAKLAR

1-A, Seda Çoşkun, Atla Terapi(Hippoterapi), http://ztbb.org/festival/geleneksel-tip-festivali-2006/atla-terapi-hippoterapi/ Erişim Tarihi: 23 eylül 2015.