Mülteci Çocuklar ve Posttravmatik Stres Bozukluğu

EYÜP CAN YAZICI

MÜLTECİ ÇOCUKLAR VE POSTTRAVMATİK STRES BOZUKLUĞU

Mülteci olmak nasıl bir duygu bilmiyorum çünkü yaşamadım. Ama yoğun duygular yaşadığım bir dönem ilk kez gittiğim bir şehirde -sırf zevk olsun diye- geceyi sokakta geçirdiğimde onların duygularını çok az da olsa anladım sanıyorum.

Bu yazımda sizlere mülteci çocukların yaşadığı Posttravmatik Stres Bozukluğundan (PTSB) ve psikolojik danışmanların mülteci çocuklara nasıl yaklaşması gerektiğinden bahsedeceğim. Öncelikle PTSB ‘i tanımlayalım. PTSB, ölümle sonuçlanan veya bireyin kendisinin ya da başkalarının ciddi biçimde yaralanmalarıyla sonuçlanabilecek aşırı travmatik bir olaya maruz kalmanın ardından yaşanan uzun süreli, tekrarlayıcı duygusal ve davranışsal tepkiler anlamına gelmektedir. Bu olay yaşanırken birey aşırı korku, çaresizlik ve dehşet içeren tepkiler vermelidir. PTSB olan bireyler rahatsız edici bir şekilde devam eden ve travmatik  olayı tekrarlayan düşünceler, görüntüler ve rüyalara maruz kalmaktadırlar.

PTSB olan çocuklarda gözlenen ortak dört özellik vardır;

  • Travma anısı sürekli gözlerinin önüne gelmektedir.
  • Obsesyon ve kompulsyonlara benzer tekrarlayıcı davranışlar göstermektedirler. Burada bu kavramları açıklamakta fayda var. Obsesyon; gerçek yaşam sorunlarına yönelik olmayan şeylerle ilgili kaygı yaratan tekrarlayıcı, süreğen, rahatsız edici dürtüler, görüntüler veya düşüncelerdir. Kompulsyon ise bireyin çok korktuğu bir olayı önlemek için sergilemek zorunda olduğu, ancak bu eylemlerin gerçekte bunu önlemesinin mümkün olmadığı tekrarlayıcı, basmakalıplaşmış eylemlerdir(ışıkları üç kez kapatıp açmak gibi).
  • Travmatik olayla ilgili korkular beslemektedirler.
  • İnsanlara, yaşama ve geleceğe ilişkin tutumları değişmiştir, kırılganlık duyguları artmıştır.

Araştırmacılar savaşlar, kazalar, doğal afetler, terörizm ve şiddetin çocuk ve ergenlerde sıklıkla PTSB ‘ye neden olabileceğini söylemektedirler. Hepimizin şahit olduğu gibi son yıllarda savaşlar, katliamlar ve terörizm nedeniyle ülkemizin çevresi kan gölüne döndü. Bu olaylar devam ederken ülkemize çok sayıda mülteci giriş yaptı. Şimdi sayıları 2 milyonu bulan ve her geçen gün artan mültecilerin duygularını analiz edelim. Bir kamyonla daha önce gelmedikleri bir ülkenin bilmedikleri bir şehrine getirildiler. Gelme sebepleri ülkelerinde yaşanan savaştı. Kimi geride sevdiği kızı bıraktı, kimi ailesini, kimi dostunu. Belki onların ölümüne şahit oldular belki de ne olduklarından ve nerede olduklarından haberleri yok. Kimi ağlıyor, kimi rahatlamış görünüyor. Ancak birçoğu korku dolu gözlerle etrafı izliyor. Bundan sonra ne olacağı hakkında hiçbir fikirleri yok. Ve siz onlara yardımcı olmak için oradasınız.

Şimdi düşünün…

Yardıma hazırlanırken durum hakkında neyi bilmek istediğinizi düşünün. Kime yardım edeceksiniz? Uymanız gereken gelenekler var mı? Yaşadıkları çatışma ile ilgili ne biliyorsunuz? Ekip ile birlikte nasıl organize olacaksınız ve ekip üyelerinin görevleri neler olacak? Mülteci grubuyla karşılaştığınızda gözlemlemeniz gereken şeyler var. Neye ihtiyaçları var? Aç, susuz, hasta ya da yaralı var mı? Bu insanlar birbirini tanıyor mu? Kimsesiz çocuk ya da ergenler var mı? Ne gibi duygusal tepkiler veriyorlar? Ve şimdi insanlara yaklaşırken onların endişelerini en iyi şekilde nasıl dinlersiniz ve onları rahatlatırsınız bunu düşünün. Yardım teklifi için kendinizi nasıl tanıtırsınız? Şiddet yaşamış ya da tanık olmuş insanları nasıl destekler ve onlara kendilerini iyi hissettirirsiniz?

Kimsesiz çocuk ya da ergenlere nasıl yaklaşır ve yardım edersiniz?

Mülteci grubunun içinde 7-8 yaşlarında ağlayan bir erkek çocuğu gördünüz. Eli yüzü toz toprak içinde. Savaştan kaynaklı bir yarası yok ancak yolculuk sırasında biraz hırpalanmış. Ona yaklaştınız, göz seviyesine gelmek için diz çöktünüz ve kendinizi tanıttınız(dilini bilmiyorsanız yanınızda tercüman bulunacaktır). Ona yardım etmek için orada olduğunuzu söylediniz, adını öğrendiniz. Büyük ihtimalle başını öne eğerek çekingen bir şekilde cevap verecektir. Yiyecek, içecek ya da battaniye gibi rahatlatıcı şeyler sunabilirsiniz. Ailesinin nerede olduğunu sordunuz. Ağlayarak “bilmiyorum” dedi. Onu rahatlatmaya çalıştınız, ailesini bulmaya çalışacağınızı söylediniz. Ailesi ve eski yerleşim yeriyle ilgili ayrıntılı bilgi edindiniz. Onunla kibar ve sakin bir şekilde konuşmanız ve kendisini güvende hissetmesini sağlamanız gerekir. Ve ailesi bulunana kadar çocuğa kalması için güvenli bir yer bulabilecek güvenilir bir aile takip kurumu bulana kadar çocukla birlikte kaldınız. Yapılması gereken ilk yardım budur.

Bu durumu yaşamış olan yüzlerce, belki binlerce çocuk ve ergen şu anda sınırlarımız içerisinde. Bu çocuklarda PTSB olabilir. Bu bozukluğun önüne geçebilmek için ise bahsettiğimiz ilk yardım çok önemli.  Ben bulduğum ilk fırsatta mülteci çocuklara gönüllü olarak yardım etmek istiyorum, eminim sizler de bunu çok istersiniz. Bu yardım mesleki doyumumuzu artıracağı gibi vicdanen kendimizi daha iyi hissetmemizi sağlayacaktır. Bu arada İkinci Anadolu Travma Çalışma Günleri, “Zorunlu göç, Mültecilik ve Ayrımcılık” konusuyla 2-3-4 Ekim 2015’de Mardin’de yapılacak. Bu konuya ilgi duyan değerli psikolojik danışman ve psikolojik danışman adaylarına bu kongreyi tavsiye ediyorum.

EYÜP CAN YAZICI

KAYNAKÇA

Kaner, S. (Ed.) (2015). Duygusal ve Davranışsal Bozukluğu Olan Çocukların ve Gençlerin Özellikleri(Olgular İlaveli. Ankara: Nobel.

Erdur-Baker, Ö. (2014) Psikolojik İlk Yardım: Saha Çalışanları İçin Rehber. 47-50. Ankara: Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği